Keten


Keten (Linum usitatissimum L.), 9 cins ve 150 türü içeren Linaceae familyasından ekonomik öneme sahip tek türdür. Tek yıllık, nadiren de çok yıllık bir endüstri bitkisidir. Uzun boylu, yüksekten dallanan ve uzun liflere sahip olan formları lif üretimi amacıyla, kısa boylu kısmen aşağıdan dallanan formları ise yağ elde etmek amacıyla yetiştirilir. Günümüzde tohum amaçlı (yağlık) üretimde Kanada ilk sırada yer almaktadır. Bunu Güney Amerika, Avustralya, Çin, Hindistan izlemektedir. Ukrayna, Fransa, Çin, İspanya, Rusya Federasyonu, Belarus, Almanya, İrlanda, Hollanda ve Belçika ise Dünya keten lifi üretiminin büyük kısmını karşılamaktadır. Hem yağlık, hem liflik amaçlı yetiştiricilik yapılan bu ülkelerde keten tarımı tamamen mekanizasyonla sürdürülmektedir. Mekanizasyon, keten lifli için önemli olan farklı zamanlarda hasat, toplama, kurutma, havuzlama, kırma, tarama, homojen lif rengi ve inceliğinin elde edilmesi gibi tüm aşamaların standart ve homojen bir şekilde tamamlanmasına, dolayısıyla lifin kalite değerinin yükselmesine neden olmaktadır.

Ülkemiz, her iki amaçla keten yetiştirmeye uygun ekolojiye sahip olmasına rağmen, TÜİK (2016) verilerine göre, 2004 yılından beri liflik, 2012 yılından bu yana yağlık keten ekilişi yapılmamaktadır. Ülkemizde her aşaması tamamen el işçiliğine dayalı olan keten tarımı, işçilik maliyetlerinin yüksekliği ve ekimden- iplik elde etmeye kadar tüm üretim aşamalarının insan gücüne dayalı olması nedeniyle tarımsal üretim içerisinde yerini koruyamamıştır.

Günümüzde, dünya tekstil sanayisinin farklı lif kaynaklarına ihtiyaç duyması, bunları harmanlayarak yeni-alternatif dokumalar üretmek istemesi nedeniyle iç ve dış piyasada tekstil sanayisinin talep ettiği ve bugün tamamını ithal ettiğimiz homojen kalitede keten lifi ihtiyacı her geçen gün artmaktadır.

Keten, kendine döllenen bir bitkidir. Tohumları %20-25 protein, % 35-45 yağ ve yağı alındıktan sonra kalan küspesinde de % 35 oranında protein içermektedir (Gill, 1987).Keten yağı hızlı oksitlenmesi ve zamanla acılaşmasından dolayı yemeklik yağ olarakkullanılmamakla birlikte yapılan ıslah çalışmalarıyla son yıllarda yemeklik yağ olarak ta kullanılabilecek çeşitler geliştirilmiştir. Bu yağ bezir yağı, yağlı boya, vernik, cila, pencere macunu, linoleum, matbaa ve yazıcı mürekkebi, sabun ve su geçirmez bazı eşyaların (yağmurluk ve gemici kıyafetleri gibi) yapımında kullanılmaktadır (Mert, 2009). Ayrıca tohumu serbest amino asit zenginliği ve lif içeriği nedeniyle gıda takviyesi olarak değerlendirilmektedir. Lifleri alındıktan sonra kalan sap atıkları selüloz ve kağıt sanayisinin önemli bir hammaddesidir.

Tarımsal açıdan değerlendirildiğinde, yetiştiriciliği açısından en büyük girdi maliyetini insan işgücü oluşturmaktadır. Ülkemizde keten ekimden ip elde etmeye kadar geçen sürede tamamıyla el emeğine dayalı üretimi yapılan bir bitkidir.

İkinci önemli girdi tohumluk olduğu görülmektedir. Zayıf olan kök gelişimi nedeniyle, toprağı yormaz ve gübre isteği oldukça azdır. Toprak isteği bakımından pek seçici olmamakla beraber, drenajı iyi, orta-ağır bünyeli, pH’nın 6-6.5 olduğu topraklarda iyi gelişir. Tuzlu topraklara karşı hassastır. Yabancı otlara karşı mücadelesi zayıf olan keten bitkisi, lif amaçlı yetiştiricilik için Karadeniz bölgesinde, erken sonbaharda ekimi yapılan ve Haziran ayı başlarında araziyi terk eden, herhangi bir bakım işlemine ihtiyaç duymayan, kendinden sonra gelecek olan bitkiye temiz tarla toprağı bırakan bir bitkidir. Tohum üretimi amacıyla sıcak iklimin hakim olduğu bölgelerde, erken ilkbaharda ekilmelidir. Ülkemizde lif amaçlı yetiştiriciliğe uygun tescilli çeşit olmamakla birlikte, yağlık amaçlı üretime uygun tescilli tek bir çeşit (Sarı85) bulunmaktadır.

Yazılı kayıtlara göre Keten en eski kültür bitkilerinden birisidir. MÖ 4000 yıllarında Mısır’da dokumaları yapılmış, liflerinden elde edilen kumaşlar mumyaların sarılmasında kullanılmıştır. Orijin merkezi Akdeniz’in batısından Hindistan’a kadar olan bölgedir. Tarihi kayıtlarda, Anadolu’da keten tarımı ve dokumacılığının MÖ 2000 yıllarında başladığı, Osmanlı döneminde keten tarımı ve dokumacılığında önemli gelişmeler yaşandığı belirtilmektedir. Yazılı kayıtlara göre , Keten dokumacılığında merkez Karadeniz bölgesi olmuştur. Birinci Dünya savaşı öncesinde Şile’den Rize’ye kadar uzanan Karadeniz sahil boyunca önemli düzeyde keten üretimi ve keten kumaşı ticareti yapılmış, Şile bezi, Ayancık dokumaları ismiyle anılan keten dokumaları Osmanlı saraylarında rağbet görmüş, İzmit- Kandıra’da dokunan ince keten dokumaları Suriye ve Mısırlı tüccarlar tarafından toplanarak Suriye, Irak, Arabistan ve Mısır’a satılmıştır. Savaş sonrası keten pazarları elimizden çıkmış, keten tarımı ve dokumacılığı gerilemiş, keten tarımı sadece aile ihtiyacını karşılayacak düzeye inmiştir. Tamamen insan gücüne dayalı yapılan keten tarımı, köyden kente göçün artması, mekanizasyonunun hiçbir aşamada olmaması ve el emeğine dayalı üretimin gelir seviyesinin iyiden iyiye düşmesi, el tezgahlarının dışında ip işleme veya dokuma yapacak işletmelerin hiç olmaması gibi nedenlerden dolayı 2004 yılından bu yana hiç ekilmez olmuş, tekstilin ihtiyaç duyduğu hammadde bütünüyle ithalat yoluyla karşılanır hale gelmiştir.

Ketende lifin elde edildiği sap kısmı iklim koşullarına bağlı olmak kaydıyla liflik ketenlerde 90-120cm, yağ tipi ketenlerde 25-80cm arasında değişmektedir. Tekstilde kullanılacak olan keten lifleri, bitki boyunun bir kısmı olan ve çenek yapraklardan dallanmanın başladığı yere kadar olan kısım olarak tanımlanan teknik sap uzunluğundan elde edilir. Lif ketenlerinde teknik sap uzunluğu 70-100cm arasında değişmektedir.

Ketende lif hücreleri keten sapının kabuk kısmındaki parankima hücreleri arasında gruplar halinde yerleşmiştir. Lif hüzmesi olarak tanımlanan her bir grup, lif keteni sapında 15-40 adet arasındadır ve her hüzme 10-40 adet lif hücresinden oluşur (Berger, 1969). Kuru keten saplarındaki lif oranı yetiştirme koşulları ve çeşide bağlı olarak %17-37 arasında değişmektedir (Booth ve ark., 2004). Sap kalınlaştıkça lif hüzmesi sayısı artarken, odun dokusu arttığı için lif oranı ve lifin inceliği azalmaktadır (Mert, 2009). Keten lifleri kenevir, rami, manila kenevir, pamuk, jüt gibi bitkisel lifleri arasında dayanıklılık bakımından ilk sırada yer alır (Bos ve ark, 2002). Bu dayanıklılık ıslandığında %20 oranında artmaktadır (Smeder ve Liljedahl, 1996).

Keten lifleri çevre koşullarına ve havuzlama durumuna göre değişmekle birlikte, %71 selüloz, %19 hemiselüloz, %2 lignin ve pektin içerir. Lignin oranı havuzlanmamış keten liflerinde %1-5 dolaylarındadır (Kymalainen ve ark., 2004).

Kıvrılma özelliği olmayan, esnek, yumuşak ve parlak özelliği ile keten lifleri tekstil sanayinin çok değişik alanlarında geniş kullanım alanına sahip olmuştur.

Yapılan çalışmalar yağlık tip ketenlerde tohum veriminin 80-180 kg/da arasında değiştiğini göstermiştir (Auld ve ark., 1980; Oplinger ve ark., 1989).

Liflik ketenlerin ekim sıklığı lif verimi ve kalitesinin yüksekliği açısından, yağlık ketenlere göre daha sık yapılmaktadır (Mert, 2009; Kaynak, 1998). Lif keteni üretimi için dekara 8kg tohumluk kullanılırken, yağlık keten yetiştiriciliği için 3-4 kg (Wachsmann ve ark., 2001) tohumluk yeterli olmaktadır.

Kurt ve ark.(2005), Samsun koşullarında farklı azotlu gübre dozları ile yaptıkları bir çalışmada; artan azot dozlarının yağ oranı üzerinde istikrarlı bir artış meydana getirmediğini belirlemişlerdir.

Dünya piyasalarında, 2014 yılında, 758 milyon dolar’lık keten lifi ihracatı, 751 milyon dolar’lık keten lifi ithalatı gerçekleşmiştir. Türkiye, 2014 yılında 5.5 milyon dolar’lık keten lifi, ipliği ve kabukları soyulmuş ham keten lifi mamülleri ithalatı yapılmıştır ((2014 Ekonomi Bakanlığı verileri). Keten lifi ithalatımızın % 92’sini taranmış iplik haline getirilmiş keten lifi, geriye kalanları ise ham keten lifi ve keten döküntüleri oluşturmuştur. Ketende iklim koşulları ve yetiştirme tekniklerine göre sap verimi 400kg/da ile 600kg/da, Lif verimi 80-120kg/da arasında değişmektedir (Turan, 2000).