Isırgan


Toprak seçiciliği olmadığı ifade edilmekle birlikte (Ayan ve ark., 2006) organik madde içeriği yüksek topraklarda (%4-5) iyi verim verdiği ve gübrelemeyle verimin arttığı belirtilmektedir (Anon, 2004). Isırgan otu bitkisi, besin maddelerince zengin, ağır, humuslu, nemli ve yabancı otu bulunmayan topraklarda daha iyi gelişmektedir (Ayan ve ark., 2006). Toprağın asit karakterde olması ısırgan gelişimine olumsuz etki ettiği (Virgilio, 2013) ifade edilmiş olmakla birlikte Grime ve ark. (1989) a göre PH’ı 5-8 arasında olan topraklarda yoğun ve iyi gelişme göstermektedir. Kathryn ve ark. (2008), Alkali yapıda ve düşük organik maddeye sahip topraklarda ısırganın iyi bir gelişme göstermediğini ifade etmiştir. Lif kalitesi açısından da toprağın özelliği çok önemlidir. Azotça zengin ve derin topraklarda tarımının yapılmadığı durumlarda ısırgandan elde edilen liflerin kısa ve kaba olacağı bildirilmiştir (Milne ve Hastings, 1998). Isırgan otunun zengin topraklarda yetiştirilmesi bitkinin lif kalitesini de geliştirmektedir (Huang, 2005).

İklim adaptasyonu bakımından özel istekleri yoktur ve bu nedenle kuzey ve güney yarım- kürenin ılıman bölgelerinde yaygın olarak bulunmaktadır. Donlara karşı dayanıklıdır. Vernalizasyon isteği yoktur. Tohumlarında 3-5 ay arasında dormansi vardır (Srutek, 1995). C.R. Vogl and A. Hartl (2002), Çok yıllık ısırganın lif bitkisi olarak yetiştiriciliği Avrupa’da ikinci dünya savaşına kadar uzun bir geçmişe sahiptir. 20. yy. öncesine dayanan klon varyeteler Avrupa araştırma enstitülerinde muhafaza edilmektedir. Klonların lif oranı %1,2- 16, kuru madde ve lif verimi 0.14-1.28 mg ha -1 arasında değişmektedir. Lif ısırganında saf çeşitler yalnızca doku-parça sürgünlerinden elde edilebilmektedir. Lif hasadı yetişmenin ikinci yılında başlamaktadır ve birkaç yıl boyu iyi verim alınabilmektedir. Çeşitli yetiştirme uygulamaları lif kalitesine olumlu etkilemesine karşın, lif kalitesi üzerine etki eden karmaşık faktörler henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Lif ısırganının çeşitli parçaları yemek olarak, hayvan yemi olarak ya da kozmetik, tıp, endüstri ve biodinamik tarımda çeşitli amaçlarla kullanılabilmektedir. Organik olarak üretilmiş lifler yeşil tekstil endüstrisi için aranılan materyal konumundadır ve ekonomik olarak ümit vadetmektedir.

Ekim veya dikim için iyi hazırlanmış bir toprak gereklidir. Toprağın gevşek yapıda olmasını tercih eder. Bu nedenle, pullukla derin işleme yapılarak toprak kabartılmalıdır. Araştırıcılar, ısırgan için toprak hazırlığının sebze tarımında olduğu gibi yapılmasını önermektedirler. Hızlı gelişme için toprakta azotun ve fosforun zengin olması gerektiği ifade edilmektedir. (Virgilio, 2013).

Lif amaçlı üretimlerde genellikle ısırganın uzun boylu türü olan U. dioica L. kullanılmaktadır. 1920-50 yılları arasında Alman bilim adamı Bredeman’ın seleksiyon çalışmalarıyla elde ettiği hatlarda lif verimi % 17’e kadar artırılmıştır. Halen bu hatlar Avrupa’da ısırgan üretiminde yoğun olarak kullanılmaktadır. Isırgan otu tarla tesisi tohumla veya fide yetiştirerek yapılmaktadır (Bomme, 1996; Dachler ve Pelzmann, 1999). Lif amaçlı üretimlerde U. dioica L. türü kullanılmaktadır. Bu tür dioik olduğu için erkek ve dişi bitkileri farklıdır. Tamamen yabancı döllenen bu türün tohumları heterejon yapıdadır. Dolayısıyla tohum ile üretimlerde arazide heterojen bitkiler oluşacaktır. Bu bitkilerden elde edilecek olan elyafta heterojen yapıda olacağı için kalite lif kalitesi düşecektir (Virgilio, 2013). Bu nedenle lif için ısırgan üretiminde, üretim materyali olarak, vegetatif bölgelerden (stolon,tepe sürgünleri) kesilen kısımlardan seralarda 5-6 haftalık sürede geliştirilen fideler tercih edilmektedir (Anon., 2002, Rexen, 2002). Isırgan fideleri hazırlanmış toprağa değişik şekillerde dikilebilir. El ile dikim yapılabileceği gibi fide dikim makineleri ile de dikim yapılabilir. Tütün, lahana veya sebze fidesi dikim makineleri ısırgan için de kullanılabilir. Lif dışı amaçlı kullanılacak olan diğer türlerde (U. urens ve U. pilulifera, vs) fideleme yöntemi ile birlikte katlanmış tohum veya uygulama yapılmamış tohumla direk ekim (% 50 çimlenme beklenir) yapılmaktadır. Lif amaçlı üretimlerde 75 cm sıra arası ve 50 cm sıra üzeri mesafesinde dikimler yapılabilir. Böylece, dekara yaklaşık olarak 2700 fide dikilmiş olur (Rexen, 2002). Sık yapılan dikimler lif kalitesini ve inceliğini artırdığı (Jacobson, 2001) için 50 cm x 50 cm dikim sıklığı da önerilmektedir (Virgilio, 2013). Ancak, dikilen bir rizomun bir yıl sonra 2 metrenin üzerinde bir çapa ulaşabileceği (Anon., 2014) düşünüldüğünde, sık yapılan dikimlerde bitkiler arasında rekabetin artacağı unutulmamalıdır. Yabancı otlarla makineli mücadele yapabilmek için 70 cm x 100 cm sıklık uygulaması da önerilmektedir (Virgilio, 2013). Bu verilerin ışığı altında ideal sıklık; kullanılan ısırgan türünün gelişim durumuna, iklim ve toprak şartlarına, mevcut bulunan alet ve ekipman durumuna göre 50- 100 cm sıra aralığı ve 50-70 cm sıra üzeri mesafesi aralıklarında belirlenmelidir. Gübreleme verim arttırıcı unsurlardan bir tanesidir (Ayan ve ark, 2006). Bitki nitrojen ve fosfat gübrelerine çok duyarlıdır (Anon., 2011). Azot takviyeli topraklarda yetiştirilen ürünlerin miktarında artış olduğu gözlemlenmiştir (Hartl ve Vogl, 2002; Srutek, 1995)) Urtica urens için dekara 7 kg azot, 1.5 kg fosfor, 7.9 kg potasyum, 0.9 kg magnezyum ve 12.7 kg kireç, Urtica dioica için ise 5.9 kg azot, 1.6 kg fosfor, 6.9 kg potasyum 1 kg magnezyum ve 6.9 kg kireç önerilmektedir (Kurban ve ark. 2011). Lehne ve ark. (2002), iyi bir sap ve lif verimi için ısırgan bitkisinin gübrelenmesi gerektiğini, ısırganın yabancı otları baskı altında tutması için gübrelemenin gerekli olduğunu ifade etmişlerdir. Yüksek verim almayı hedefleyen bazı araştırmalarda; dekara 25-30 kg saf azot dozlarının denendiği çalışmalar da mevcuttur.

Tarla tesisi kurulduktan sonra bakım işlemleri çok az ve kolaydır (Ayan ve ark., 2006). Literatürde ısırganın (tesis yılı hariç) yabancı otlarla son derece rekabetçi bir özellikte olduğu ifade edilmekle (Anon., 2004) beraber bu durumun ısırganın gelişimine ve toprak şartlarına bağlı olduğu tespit edilmiştir.

Lanzilao G. ve ark. (2006), Yüksek performanslı uygulamalar için sürdürülebilir liflerin geliştirilmesi, bu tür elyafların talep ettiği yüksek mekanik mukavemet özellikleri ve doğal elyaflarda bu tür özelliklerin genel eksikliği nedeniyle zorlayıcıdır. Himalaya dev ısırgan (Girardinia diversifolia L.) lifinin mekanik özellikleri ölçülmekte ve Avrupa ısırgan otu (Urtica dioica L.) lifi ile karşılaştırılmaktadır. G. diversifolia lifinin ortalama uzunluğu, U. dioica lifinden önemli derecede yüksektir. G. diversifolia ve U. dioica lifleri benzer kesit alanlarına sahiptir, ancak G.diversifolia lifi, daha geniş, lümenli daha düz, oval bir şekle sahiptir. G. diversifolia lifi genel olarak lineer bir gerilme / gerinim eğrisi görüntüler. G. diversifolia elyafı için en son gerilme değeri, U. dioica elyafının iki katı ve el değmemiş liflerden en yüksek değerdir. G. diversifolia lifi ayrıca herhangi bir lif lifinin başarısız olması durumunda en büyük yükü de gösterir. G. diversifolia ve U. dioica lifi için Young modülü benzerdir. Himalaya devi ısırgan lifleri, yüksek performanslı uygulamalarda potansiyel sunan gerilme özelliklerini gösterir.

Isırgangiller familyası (Urticaceae) Urticales takımı içerisinde, her iki yarım kürenin tropikal ve subtropikal alanlarında yaygınlaşan geniş bir gruptur. Avrupa, Asya ve Amerika’nın ılıman bölgelerinde yetiştirilebilen bir bitki türüdür (Vogl, C.R.,Hartl, A., 2003). Isırgangiller familyası içinde 48 cins ve 1050 tür listelenmiştir. Isırgangiller familyası, genellikle yakıcı tüylü, münferit tohumlu, çoğunda sütsü öz bulunmayan, basit yapraklı ve yabancı tozlaşma gösteren özellikleriyle tanımlanmaktadır (Ayan ve Ark. 2006). Bitki 30-200 cm uzunluğa kadar büyüyebilmekte ve keskin dişli yapraklardan oluşmaktadır. Gövdesini ve yapraklarını kaplayan tüyler sıvıyla doludur ve dokunulduğunda sıvının deriye girmesini sağlayan iğneler sayesinde deride kabarcıklara neden olur (Kurban ve ark., 2011). Yakıcı tüyler tüm bitki geneline yayılmıştır. Bunlar küresel, çubuksu, yıldızsı, solucansı şekiller göstermekte ve bazı türlerde teşhis edici özellik olarak kullanılmaktadır.

Bu yakma ve kaşındırma etkisi, ısırgan otunun ısıtılması veya kurutulması yoluyla giderilebilmektedir. Bu yüzden yüzyıllardır çaylarda, yemeklerde, çorbalarda ve böreklerde kullanılan pişirilmiş ısırgan otu yaprakları güvenli ve besleyicidir. Buna rağmen taze tüketim amaçlı (salata, yemek) ısırgan otu yaprakları genç (taze) bitkilerden tercih edilmelidir. Çünkü yaşlı (kart) ısırgan otu yapraklarında sistolit denilen pütürlü partiküller oluşabilmekte ve bu partiküller de sindirim sonrası böbrekleri tahriş edebilmektedir.

Aynı bitki üzerinde yaprak koltuklarında meydana gelen çiçekler ya erkek ya da dişidir. Erkek çiçekler 5 stamenlidir. Dişi çiçekler 4 ya da 5 taç yaprağın birleştiği karpel bir ovariye sahiptir. Bu zayıf çiçekler dikkat çekici değildir ama çiçeklerin düzeni türler için teşhis edicidir.

Karadeniz bölgesinde ısırgan, toprak ve iklim değerleri nedeniyle çok yaygın gelişme göstermektedir. Özellikle azot bakımından yüksek olan gölge yerlerde fındık veya meyve altlarında, tarla ve yol kenarlarında çok yaygın bir şekilde gelişmektedir. Karadeniz bölgesinde en iyi gelişim gösteren ısırgan Urtica dioica lif amaçlı kullanılan en önemli türdür. Dolayısıyla pamuğun yetişmediği Karadeniz bölgesinde alternatif lif kaynağı olarak ele alınabilir.

Son yıllarda sentetik lifli ürünlerin olumsuzlukları ortaya çıktıkça doğal liflere olan ilginin arttığı görülmektedir. Doğal liflerin ise organik yöntemlerle elde edilmesi ve organik sertifikalı ürün olarak tekstil sektörüne kazandırılması istenmektedir. Özellikle pamuk tarımının yapılamadığı iklim bölgelerinde alternatif doğal lif bitkileri içinde ısırgan-keten- kenevir bitkileri de yer almakta, verimsiz marjinal tarım alanlarının değerlendirilmesinde öne çıkmaktadır.